27 Aralık 2010 Pazartesi

Nijerya

15 Temmuz da babamı Nijerya' ya doğru yolcu etmiştik. 1 sene geri gelmeyeceğini biliyorduk ama o bize bir sürpriz yaptı ve geçtiğimiz hafta bizleri görmeye geldi. Bir süre daha kalacak belkide geri dönmeyecek. 
Gelelim Nijerya'yı tanımaya... Babam Nijerya'nın eski başkenti Lagos'ta kaldı. Lagos ile ilgili ansiklopedik bilgiler şöyle;
 LagosNijerya'nın en büyük şehri ve eski başkentidir. Batı Afrika'nın en hızlı gelişen kentlerinden biridir. Lagos, İddo, İkoyi ve Victoria gibi bataklık adalarını ve Gine Körfezi'nin bir girintisi olan Benin Körfezi kıyılarını içine alır. Adaları birbirine ve kıyıya bağlayan köprüler vardır. Anakaradaki Apapa önemli bir liman bölgesidir. Nijerya'nın dışarıya sattığı ürünlerin önemli bir bölümü bu limandan gönderilir. Bugünkü Lagos'un kurulu olduğu bölgeye ilk kez 15. yüzyılın sonlarında ayak basan Portekizliler, daha sonra burada bir köle ticareti merkezi kurdular. 1914'te Nijerya'nın başkenti olan Lagos, 19. yüzyıl boyunca İngiliz egemenliği altında kaldı. Lagos'taki başlıca sanayi dalları biracılık, basım, otomobil montajı, gemi onarımı, sabun, lastik ve mobilyadır. Balık sanayisi de önemli bir yer tutar. 1962'de kurulan Lagos Üniversitesi'nin, hukuk fakültesi ve eğitim hastanesi vardır. Lagos'un iklimi, boğucu sıcak ve sağlıksızdır. Altyapı hizmetleri, hızla artan nüfusun gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Elektrik ve su dağıtımında sık sık aksaklıklar olurken, fabrikalar da büyük çapta hava kirliliğine yol açmaktadır. 12 Aralık 1991'de başkentlik statüsünü kaybetti ve yeni başkent Abuja şehri oldu. (Kaynak: Wikipedi )



Babamın ağzından ise;

Gittiğinden beri çok sıkıntılar çektiğini her fırsatta dile getiriyordu. Çok pis olduklarını, hiç bir yemeklerinin yenilmeyeceğini söylüyordu babacığım. En başta da kimseye güvenilmediğinden yakınıyordu. Ülke de rüşvet belli bi geçim kaynağı olmuş, polisler bile rüşvet alımını aleni yapıyorlarmış. Türk lirası ile 10Tlye tüm kapıların açılacağını, en iyi insanın bile an gelip sizi satabileceğinden bahsetti. Eğer rüşvet vermezseniz sizi kollayan olmuyormuş, şehrin belli kısımlarında çeteleşme olduğundan o bölgelere beyazların girişin ancak polis eskortu eşliğinde yapılabiliyormuş , şayet yine rüşvet vermezseniz sizi kucaklarına atıveriyorlarmış:)
Bunların hepsi şüphesiz açlıktan ve sefaletten kaynaklanıyor. Uzun yıllar İngiliz sömürgesinde kalmaları buna büyük bir etken, o nedenle halkın bu tutumunu çok görmemek gerek.

Her gün farklı bir hikaye dinliyoruz babamdan, eğlenceli oluyor:) Hele bir de Nijeryalı  arkadaşları ( kaldığı otelin çalışanları) aradığında arada geçen İngilizce dialogları duysanız, yerlere yatarsınız. yer yüzünde böyle bir dil yok dersiniz :D 

Annemle babam arasında ki bir dialogu aktarıyorum: 

Nijeryadan Broda isminde biriyle konuştuğunu duyan annem, babama kiminle konuştuğunu sorar.
Oda otel deki ahçı ile konuştuğunu söyler.
Annem: Adı neymiş ahçının? der
Babam:  Broda diye cevap verir.
Annem: Öyle isimmi olur, ne bu canım araba markası gibi der ve ailecek yerlerde dövünürüz saatlerce...

Bu aralar, böyle sahnelere çok tanıklık ediyoruz.
Aklıma gelmişken bişey daha anlatmak istiyorum. Babam ilk gittiğinde İngilizceyi hiç bilmiyordu, şimdi yarı İngilizce yarı tarzanca anlaşıyorlarmış. Bir gün babamla konuşurken dil işini ne yaptığını sordum.
verdiği cevap aynen şu : Small small öğreniyoruz!
Ben dumur tabi ve saatlerce gülmekten üzerine başka bir cümle kuramamıştım:))) 


Neyse; tabi babamız Nijerya gibi uzaklara gidip gelince adama soruyorlar " Ne getirdi?"
Benim cevap "İnci- boncuk" oluyor haliyle... Bakalım neler getirmiş.

Deniz kabuklarından yapılmış bir bileklik, sanırım ancak sahilde takabilirim. İncili kolye ve küpe seti. İnciler gerçek mi bilemiyorum. Gerçekliği nasıl anlaşılır onuda sizlere soruyorum:)



Anneme ise; üzerinde fil figürleri bulunan el dokuması ve işlemesi şal. Ben buna el koydum çünkü çok orjinal duruyor.Bundan şal değilde; güzel bir runner  yada koltuk örtüsü olur diye sandığa sakladım. 
Babişin cebinden gördüğünüz paralar çıktı, Nijerya parası Naira'lar, aklıma gelmişken şunuda iliştireyim acayip değersiz paraları...
Tespih ise; gerçek fil dişinden.

Benden bu kadar, oldukça çene çaldım. Müsadenizle....

11 yorum:

Yeşim dedi ki...

Çok yazık o insanlara yıllarca sömürge ol sonra sözde bağımsızlığını al ama tam bir kaosun içinde yaşamaya çalış. Gözünüz aydın canım babacığın sağ salim dönmüş :) Getirdiği ciciler de çok güzel. Anılar da güldürdü beni :)

ada ve deniz dedi ki...

gözünüz aydın, sizin eve yeni yıl bir başka gelmiştir şimdi :))

iffetin günlüğü dedi ki...

Uzun süreli ayrılıklar zor oluyordur..Neyse güzel bir sürpriz olmuş..Hediyelerini de güle güle kullan..Gerçek inciyi ispatlamak için çiziyorlar diye biliyorum..çizilirse gerçek soyulursa sahte..

NiLaY dedi ki...

gözün aydın, ayrılıkları sevmem ama bu kavuşmalar yok mu zamanın durduğu o enfes mutlu anlar :)

Nedret dedi ki...

Gözün aydın. Allah yeni kapılar açsın da gitmesin tekrar inşallah. Bu ülkede doğduğum için hergün şükrediyorum. Sevgiler.

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Of ya fena oldum keşke ayrımcılık olmasa kuzum her yerde var ne yazık ki :( Kuzum hep bu tarz yaz anlat bizlere emi öperim canım.

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

tatlım gözün aydın sen de babanla gidip gelmişsin gibi hissettirdin yazınla ,keyifle okudum bilekliğinede bayıldım.

önce sağlıktan sonra birlikteliğinizden hiç uzak kalmayın inş.
öpüyorum

evli ve cocuklu dedi ki...

Canım gözünüz aydın olsun. Yılbaşı için ne güzel bir sürpriz olmuş:) Yaşananlar felaket. Ama hesiyeler çok güzel:)) Güle güle kullan...

fiamma dedi ki...

Canım gözün aydın olsun, kimbilir nasıl sevinmişsinizdir bu surprize... Gerçekten çok fakirlik var ülke de belgesellerde seyrediyorum:( Sömürge ülkesi..sömürdüler sömürdüler,sömürdüler işlerine gelmediği zaman sana medeniyet öğretirler, sana nasıl yaşayacağını öğretirler. Boş bir vaktinde
http://beraberblog.blogspot.com/2009/06/siz-hic-bir-siire-ask-oldunuz-mu.html beraberblogta yazdığım şiire bir göz at istersen neler hissettiğimi sana ancak böyle ifade edebilirim.opuyorum yanaklarından...

Evimin İncileri Belgin dedi ki...

Gözünüz aydın umarım ayrılık olmaz ve sevgili babanız hep yanınızda olur çok zor farklı bir ülkede olmak hele ki burası Nijerya ise

Sevgiyle kalın....

Lady Sophia's Lover dedi ki...

Başka Yarınlar

İmrûz cemâl-i tü sîmâ-yı diger dâred
İmrûz leb-î nûşet helvâ-yı diger dâred

Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
bugün dudağında başka bir tad var,
boyunda başka bir yücelik
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir başka gidiş

Biz senin gözlerinden gördük
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,
Başka bir ovası var o ceylanın bugün
iki cihandan da dışarı

Seven insanın ayağı mı yok,
işte ona ölümsüzlük kapandı
Yukarlarda onunla uçar gider

Gözlerinin denizinde onu arama
Oinci bir başka denizde

Bakarsın bugün sever bu yürek,
yarın sevilir bakarsın

Yüreğimin özünde başka yarınlar var

Mevlana Celaleddin Rumi



Mavlana Rumi, 30.09.1207, Balkh, Persian.

Thanks...wonderful Lady!

softs.gifts@gmail.com